Hamile Koruyucu Giyim

Yeni

Elektromanyetik dalgalar ve teknolojinin zararlı etkilerinden koruyan hamile iç giyim.

hamile koruyucu

sıvı geçirmeyen alez yatak örtüsü, nefes alan alez yatak örtüsü, terletmeyen alez yatak örtüsü

250,00 TL

-25%

333,33 TL

elektromanyetik dalga ve hamile, hamile koruyucu30-MHz ile 3500-MHz arasında etkilidir.

%85 ila %99 arasında elektromanyetik dalgaların zararlı etkilerini engeller. 

%76 SAF GÜMÜŞ+NAYLON %24 ELASTAN  

Elastik örme konstrüksiyon tercih edilmiştir.

- Elektromanyetik dalgaların zararlı etkilerinden vücudu (bebeğin gelişimini) korur.

- Hamileliğin ilk tespitinden doğuma kadar kullanılması önerilir.

- Anti-stres özelliğine sahiptir. Gümüş içerdiğinden insan aurasındaki negatif (-) elektriklenmeyi nötralize eder.

- Halsizlik ve erken yorulmayı engeller (laktik asit birikimini geciktirir).

- Anti-alerjiktir.

- Anti-bakteriyel özelliktedir. (Yüksek gümüş oranı nedeniyle)

- Anti-mikrobiyal özelliktedir.

- Koku yapmaz.

- Vücut ile uyumludur. Tene temasında senkronize bir şekilde rahatlık hissi verir.

- Kıyafetlerin altına giyilebilecek formda imal edilmiştir.

  

EDM hamile

Kaynak: http://breizh-entropy.org/~nameless/talks/whatever_apero_28_06_2014/talk%20-%20hacker%20les%20ondes/electromagnetic-spectrum-e1369433471596.jpg

<  

EMd bulut

Kaynak: http://www.predictive-maintenance.com/electrical.html

 

Elektromanyetik dalgaların canlı hücreler ve organizmalar üzerindeki yoğunlaştırıcı etkisi (az veya çok) bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ceninin gelişimi esnasında hücre bölünmeleri ve çoğalmalarıyla yaşanan süreç en hassas ve korumasız dönemdir. Bu dönemde gerek anne, gerek cenin-bebek dış etmenlere karşıda maksimum korunmalıdır. Bu nesillerin sağlıklı gelişimi için önemlidir.

Teknoloji çağının getirmiş olduğu yenilikler ve kolaylıklar, grift bilinmezlikleri ve çok sonra ortaya çıkan zararlarınıda beraberinde getirmektedir. Özellikle elektromanyetik dalgalar, canlı hücrelerinde, yoğunlaştırıcı etkileri nedeniyle en tehlikeli ve sinsi olan teknolojinin zararlı çıktılarıdır. Vücut üzerindeki etkileri hemen görülebildiği gibi (nükleer etkiler), uzun yıllara sari ama mutlaka etkisi ortaya çıkacak şekilde süreci sonlandırmaktadır. 

Elektromanyetik dalgaların kaynakları hayatımızı kuşatmıştır. En azından kendimizi ve çocuklarımızı koruyamasak bile, çok daha hassas evredeki anne karnındaki bebeği korumaya çalışmak, nesillerimizi kurtarma adına çaba sarf etmek, bu kıyafeti üretmemizin ana sebebidir. 

Hayatımızı kuşatan bu elektromanyetik dalga kaynakları nelerdir ?

Yüksek gerilim hatları, cep telefonları, baz istasyonları, X-Ray cihazları, bilgisayarlar, telsizler, diğer çağrı cihazları, radarlar, mikrodalga fırınlar, radyo-tv-uydu antenleri, elektrikli ısıtıcılar, elektrikli battaniyeler, çamaşır-bulaşık makineleri, buzdolapları, saç kurutma makineleri, elektrikli traş makineleri, trafolar, tıbbi görüntüleme cihazları, kısacası tüm elektrikli aletler ve kablolar elektromanyetik dalga yayarlar. 

Aşağıdaki bir kaç makale ve araştırmayı incelediğinizde göreceğiniz gibi elektromanyetik dalgalar kaçınamayacağımız kadar hayatımızın içerisindedir, ondan korunmak bir o kadar zordur. Hamileler için geliştirilen bu kıyafet, bu amaca maksimum hizmet etmektedir.

EMD Dalgalardan Korunma Performansı bilimsel olarak aşağıdaki gibidir:

(1). Frekans spektrumu elektromanyetik koruyucu dalga 10MHz - 3000MHz arasındaki dalgalar için etkilidir.

(2). Elektromanyetik dalgalardan koruma eşik değeri ortalama 30-35dB olmalıdır. Bu durumda elektromanyetik koruma etkinliği %99 oranında görülür.

Ürünümüzün dB grafiğinde görüldüğü gibi koruma seviyesi 38-40 dB olarak ölçülmüş, buda %99,9 korunma olarak hesaplanmıştır. Aşağıdaki gibidir.

BİLGİLENDİRME

AHMET F. YÜKSEL

Taşınabilir telsiz telefonların her türlüsü, uzaktan gelen manyetik dalgalar aracılığıyla işlev gördüğü için, çevresinde bulunan insanları etkilemektedir.
Alman Der Spiegel Dergisi'nin araştırma yazısına kulak verecek olursak, olumsuz etkileri yüksek olsun ya da olmasın, manyetik dalgaların alanında gereğinden fazla durmamakta yarar var!
İngiliz araştırmacılar, cep telefonlarından yayılan dalgaların, insanlar üzerinde zararlı etkiler yarattığını ileri sürüyor. İsveçli tıp uzmanları beyinde bazı farklı proteinlere rastlarken, Alman onkologlar, beyindeki hücrelerde ısı yükselmesi kaydettiklerini belirtiyorlar. Tüm bu varsayımları daha kesin sonuçlara götürmek amacı ile, Fransa, İngiltere, Almanya, ABD ve dokuz farklı ülke birleşerek, bugüne kadar gerçekleştirilmiş en kapsamlı araştırmayı başlatma aşamasına gelmişler.
Beyninde tümöre rastlanan insanlara ''cep telefonu kullanıyor musunuz'' sorusu yöneltildiğinde yanıt “evet” ise, ''hangi sıklıkta'' kullandığı araştırılmaya başlanıyor. Almanya ve diğer ülkelerin iştirak ettiği araştırma, WHO sağlık örgütünün denetimi altında yürütülürken, yalnızca cep telefonlarını değil, taşınabilir ve uzaktan kumanda edilebilir her türlü telefon aracını da kapsamına alıyor. Çünkü, kablosu olmayıp uzaktan idare edilebilen her türlü araç ve cihaz, kendi üzerine çektiği manyetik dalgalar üzerinden bilgi alıyor. Dolayısıyla, etrafında biriken elektrik alanı, belli bir mesafede bulunan her şeyi etkisi altına alabiliyor.
WHO örgütü görevlisi Elizabeth Cardis, ''Bu araçların beyinde herhangi bir hasar yaptığı yolundaki en küçük bulgu dahi, yeryüzünde yaşayan milyonlarca insanın hayati tehlike altında bulunduğu anlamına gelecektir''.
Avrupa Birliği ve iletişim endüstrisi tarafından sekiz milyon marklık bir bütçe ile desteklenen araştırma, on beş yıldan bu yana kullanılan telsiz ve benzeri telefon cihazları hakkında öne sürülen tüm tehlikeleri yeniden gözden geçiriyor. Bugüne dek baş ağrısı, kulak kanseri, hafıza kaybı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, karmaşık rüyaların görülmesi, beyinde tümörlerin oluşması gibi hasarlara yol açtığı varsayılan elektromanyetik dalgaların, bu etkileri hangi boyutlarda gösterdiği de tartışılan konular arasında. Yüksek dalgaların, beyin işlevlerini uyardığına dair bazı verileri gündeme getiren Bristol Üniversitesi Fizik Profesörü Alan Preece , bu tepkinin, beynin kendini korumasıyla ortaya çıkabileceğine değiniyor. Preece'in deneyleri, beyindeki GyrusAngularis bölgesine kan taşıyan damarların, telsiz cihazları üzerinden gelen manyetik dalgalardan dolayı genişlediğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla, daha fazla kan ile beslenen beyin, suni biçimde uyarılırken bir yandan da bazı dengeleri koruyabilmek için iç basıncı artırıyor. Beyinle ilgili varsayımlardan bir diğeri ise, beyindeki sinir sistemi ağına yabancı ve zararlı maddelerin girmesini önleyen mekanizmanın zarar görmesi. İsveçli uzmanların yaptığı incelemeler ışığında, taşınabilir telefon cihazlarından yayılan dalgalar, beyindeki bu mekanizmada delikler oluşmasına yol açıyor. Fakat, Almanya'nın Max Planck Enstitüsü'nde bazı araştırmalar yürüten biyologlar, bu varsayımları desteklemeyerek, manyetik dalgaların, beyindeki hücrelerin su moleküllerini harekete geçirdiğini ve ısınmasına sebebiyet verdiğini ileri sürüyorlar.
İleri sürülen tezler kesin sonuçlara bağlanana dek taşınabilir telefonları gereğinden fazla kullanmamak gerektiği fikrinde birleşiyor uzmanlar. Çünkü, manyetik dalgaların, çevrelerini olumsuz etkiledikleri kesin; yol açtıkları hasarın boyutları ne olursa olsun, uzun süreli temas halinde, bu etkileri göstermeye başlayacaktır.
Münih Teknik Üniversitesi Onkoloji Araştırma Uzmanı OttokarPetrowicz , gündemdeki sorunu, tıbbi boyutlarından ziyade, sosyal bir fenomen bağlamında ele alıyor. Telefon ile temas halinde olan beyin bölgesi, oradaki hücrelerin ısınmasına yol açtığı kadar, alanına giren her türlü elektronik cihazı etkiliyor.

Kaynak : İstanbul - 20.4.2000 http://www.afyuksel.com

Prof. Dr. Selim Şeker


Cep telefonları, daha savunmasız, daha bilinçsiz, daha 'körpe' olan çocuklara 'özel' zararlar veriyor. Yaş küçüldükçe ise cep telefonundan yayılan radyasyon daha da tehlikeli hale gelmeye başlıyor. 2 dakikalık bir cep telefonu görüşmesi dahi 5-10 yaşındaki bir çocuğun beyin aktivitelerinde değişime yol açıyor.
Küçük bir sorun var: Cep telefonları kanseri tetikliyor
Yalnız gözlerden kaçan ya da kaçırılan ufak bir sorun var. Bu derece hayatımıza sokulan cep telefonlarıyla ilgili korkunç gerçekler bizlerden saklanıyor. Cep telefonlarının kanser tetikleyici olduğunu biliyor muydunuz? Evet, kanser tetikleyici… Yatak odamızda başucumuzda duran, cebimizde taşıdığımız, çocuklarımızın elinden bir türlü düşürmediği oyuncak, yani cep telefonlarımız tehlike saçıyor.
Hayatımızın ve özellikle çocukların hayatının önemli parçası haline getirilen cep telefonlarının, artık “konuşma” dışındaki fonksiyonlarından daha fazla yararlanıyoruz. Öyle ki “daha çok, daha sık, daha uzun” tüketmeye şartlandırıldığımız ve “çağın gereği” olarak lanse edilen telefonun tehlikeli yüzünü görmüyoruz. Oysa madalyonun öteki yüzü o kadar tehlikeli ve sarsıcı ki. Üstelik o “gerçek” yüz de sadece cep telefonu yok, bir de suç ortakları var: Baz istasyonları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınlar, bilgisayarlar, TV ve radyo vericileri, aslında elektrikle çalışan cihazların çoğu... Bunları elektromanyetik çete diye adlandırabiliriz ya da günlük hayatın bir kesiti olarak da adlandırabiliriz. Acaba bu kesiti bilfiil ve sürekli yaşayan, cep telefonunu (ve benzer cihazları) yoğun olarak kullanan büyükler ve çocuklar nasıl bir elektromanyetik denizde yol aldıklarını biliyorlar mı? “Elektromanyetik” gibi bilimsel terminolojiyi de açmamız gerekirse şunu bilmeniz yeterli: Cep telefonları elektromanyetik dalga yayarlar, elektromanyetik dalga radyasyon demektir, radyasyon ise bazı durumlarda zararlıdır.
Gerçekler bizden saklanıyor
Sigara da olduğu gibi bu gerçekler de bizden saklanıyor. Bildiğiniz gibi sigara konusunda söz sahibi yetkililer “ölü sayısı artınca” gerçeği kabullenip herkese açıklamak kalmışlardı. Yıllar sonra... Şimdi cep telefonu içinde aynı şey söz konusu. Gerçekler gizleniyor.
Kanser yapan maddeleri her yıl düzenli olarak, özelliklerine göre gruplara ayıran Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) da, “elektromanyetik alanları” “muhtemel kanserojenleri içeren” 2-B grubuna aldığını biliyor muydunuz? Bilindiği gibi elektromanyetik alanlar, cep telefonları ya da baz istasyonlarından maruz kalınan radyo dalgalarını da içine alıyor.
“Muhtemel kanserojenleri içeren” terimi muğlâk geliyorsa daha net bir açıklama İngiltere Radyolojik Koruma Kurulu’ndan geldi: “Cep telefonları küçük çocuklarda tümör riski yaratıyor”. Kurulun raporuna göre de özellikle sekiz yaşından küçük çocukların cep telefonu kullanmasına izin verilmemesi yolunda anne-babalar uyarıldı. Cep telefonlarının sık kullanılmasının beyin ve kulakta tümör oluşumuna yol açtığı vurgulandı. Kurulun başkanı ve Oxford Üniversitesi’nde çalışan Profesör William Stewart, bazı bilim adamlarının var olan tehlikeyi görmezden geldiğini de belirtti. Stewart, geçen beş yıl boyunca yayımlanan raporların her birinin daha ikna edici hale geldiğini ifade etti. İngiltere'de bazı çevreler, cep telefonlarının üzerinde “sağlık uyarısı” bulunması fikrini tartışmaya açtı.
Her zamanki örtbas çabaları
Yapılan araştırmanın sonuçları, tehlikenin mahiyetini ortaya koyuyor. Fakat maalesef bu sonuçlar 1997 yılında dünya kamuoyunu cep telefonları konusunda harekete geçirmekte yetersiz kaldı. Bu durumun iki nedeni olabilir. Birinci neden bu sonuçların kamuoyuna şaşırtıcı derecede geç, elde edildikten tam 2 yıl sonra açıklanması. Çalışmaya sponsorluk yapan Avustralya’nın telekomünikasyon devi Telstra’nın sonuçlardan haberdar olduğu ve sonuçları geciktirdiği iddiaları kamuoyunda seslendirildi.
Sonuçlar açıklandığında ise her nedense bunların küçümsenmesi için ne gerekiyorsa yapıldı.
Sonuçların kamuoyunda yeterli bir yankıyı bulamamasının diğer bir nedeni daha var: 2002 yılında yayımlanan ve aksi sonuçlar veren bir diğer araştırma... Bu araştırmayı gerçekleştiren ve cep telefonu üreticileri tarafından finanse edilen bilim adamları ilk araştırmadaki sonuçları elde edemediklerini bildirdi. İlginçtir ki ve tesadüfe bakın ki cep telefonlarının zararsız olduğunu söyleyen her araştırma gibi bu da aynı cep telefonu üreticileri tarafından finanse ediliyordu. Araştırma Avustralyalı Dr. Kuchel liderliğindeki bir grup veteriner tarafından gerçekleştirilmişti. Bu araştırmacılara göre cep telefonları zararsızdı ve bunun, kendi araştırmalarını cep telefonu üreticilerinin finanse etmesi ile bir ilgisi olamazdı.

DİKKAT ÖLÜM TEHLİKESİ VAR!

İşte hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen cep telefonunun tehlikeleri:
Cep telefonlarının olumsuz etkileri konuşmaya başlandığı anda etkisini göstermeye başlar. Uzun süreli kullanımda ise bu etkiler şiddetini arttırır, kalıcı hale gelir ve onarılması güç tahribe yol açabilir. Cep telefonu çaldığı anda insan vücudu elektromanyetik dalgalar aracılığı ile radyasyon almaya başlar. Bu radyasyon vücut ısısının, özellikle baş bölgesindeki ısının artmasına yol açar. Daha çok konuşulduğunda ısı daha da çok artar. Bu ısınmanın sonucunda, vücuttaki ilk olumsuz değişmeler görülür. Yani yangın başlar. Isısal etkiyle aynı anda elektromanyetik dalgaların hücrelerle doğrudan etkileşimi sonucunda ısısal olmayan etkiler yani radyasyonun kendine özgü etkileri devreye girer. Bu iki ana etki ise bir dizi kısa ve uzun vadeli bozulmayı tetikler.
Kısa vadeli (kısa vadeliden kasıt konuşma anı ve onu takip eden 24 saattir) olası bozulmalar şöyle sıralanabilir:
-Beyin hücrelerinde ölüm riski
-Stres
-Görüş alanında daralma
-Kulak bölgesinde ısınma
-Kalp pilinin bozulma riski
-Kulak çınlaması
-Yorgunluk hissi
-Konsantrasyon bozulması
-Baş ağrıları
-İşitmede geçici aksaklıklar
-Sersemleme
Cep telefonu ile konuşmayı alışkanlık haline getiren ve bu alışkanlığı ısrarla sürdüren bir insandaki uzun vadeli (on yıl ve üzeri) olası bozulmalar ise şöyle sıralanabilir:
-Alzheimer riski
-Genetik yapının bozulması
-Beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörleri
-Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri
-DNA zincirinde kırılmalar
-Kırmızı kan hücrelerinde deformasyon
-Bağışıklık sisteminde bozukluk
-Sperm sayısında azalma
-Altı farklı cilt kanseri tehlikesi
-Sinirlerin duyarsızlaşması
-Yüksek tansiyon
-Kan beyin bariyerinin zedelenmesi
-Kalp rahatsızlıkları
-Hafıza zayıflaması
-Kalıcı işitme bozuklukları
-Embriyo gelişiminin zarar görmesi
-Düşük riskinin artması
-Kan hücrelerinin bozulması

Şu ana kadar cep telefonunun genel zararlarını özetledik, ancak bu tehlikeli oyuncağın özel zararları da var. Cep telefonları, daha savunmasız, daha bilinçsiz, daha 'körpe' olan çocuklara 'özel' zararlar veriyor. Yaş küçüldükçe ise cep telefonundan yayılan radyasyon daha da tehlikeli hale gelmeye başlıyor. 2 dakikalık bir cep telefonu görüşmesi dahi 5-10 yaşındaki bir çocuğun beyin aktivitelerinde değişime yol açıyor.

Kaynak: Tehlikeli Oyuncak, Prof. Dr. Selim Şeker- Anıl Korkut, HayyKitap, Nisan 2005



ARAŞTIRMADAN ÇIKAN ŞOK SONUÇ


Cep telefonu kanser yapar mı?
Cep telefonlarının sağlığa zararlı olup olmadığı uzun zamandır süregelen bir tartışma konusu...

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma sonucunda, cep telefonu sinyaline 10 dakika süreyle maruz kalmanın, vücutta kanser oluşumu esnasında meydana gelenlere benzer birtakım değişikliklere yol açtığı bildirildi.

Araştırmada yer alan bilim adamları, cep telefonu sinyallerinin -çok düşük güçte bile olsa- tümör oluşumunda olduğu gibi hücrelerin bölünmesinde etkin rol oynadığını belirtti.

Şimdiye kadar yapılan araştırmaların, radyasyonun termal yolla zarar verdiği varsayımı esas alınarak gerçekleştirildiğine ve bu yüzden de gerçeği yansıtamayacağına dikkat çeken İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü araştırmacıları, kendi araştırmalarında sinyallerin etkisinin ısı faktörü ele alınmaksızın test edildiğini özellikle vurguladı.

İsrailli Prof. RonySeger ve arkadaşları tarafından yürütülen araştırma bünyesinde, fare ve insan dokuları cep telefonlarının yaydığı sinyallerle aynı frekansta elektromanyetik radyasyona tabi tutuldu ve sonuç olarak 10 dakika süreyle bu radyasyona maruz kalan dokularda hücre bölünmesini aktif hale getiren kimyasallarda bir artış meydana geldiği gözlendi.

Uzmanlardan alınan bilgiye göre de tümör oluşumunun en önemli nedenlerinde biri vücudun hücre bölünmesini kontrol edememesi...

Araştırma ekibinin lideri Seger'e göre, her ne kadar cep telefonunun kansere yol açtığı henüz ispatlanamamış olsa da, bu araştırmanın ortaya çıkardığı en önemli gerçek, vücudun temel öğesi olan hücrelerin cep sinyallerine negatif şekilde tepki verdiğinin ispatlanmış olması...

31.Ağustos.2007 18:05:39

Kaynak: www.samanyoluhaber.com/haber-67926.html

Elektromanyetik Dalgaların İnsan Biyokimyası Üzerine Etkileri Elektromanyetik dalga bir radyo frekans kaynağından üretilen ve boşlukta yayılan bir alandır. Günlük yaşantımızda ne kadar sık ve uzun süreli kullandığımızın farkına bile varmadığımız elektronik cihazlar elektromanyetik alan (EMA) yaratmaktadır. Elektronik cihazlardan üretilen elektromanyetik dalgaların gücü ister yüksek, ister düşük olsun, bu dalgalar insan vücudunda etkili olmaktadır. Elektromanyetik dalgalar (EMD) vücuttaki dokulara (1) ısıtarak ve ya da (2) kimyasal değişimlere yol açarak zarar verirler. Yüksek güçlü EMD ısıya bağlı zarar verirken, düşük watt'lıEMD'nin uzun süre alınmasıyla dokularda kimyasal değişmeler nedeniyle zararlı etkiler ortaya çıkar. Elektromanyetik radyasyonlar boşlukta yayılma özelliğine sahiptir. Bu tür dalgalar dalga boyları ve frekansları ile belirlenir. Tüm EMD, boşlukta aynı hızla yayılır. Bu hız ışık hızına eşit olup saniyede 300.000 km'dir. Dalga boyu son derece küçüldüğünde elektromanyetik radyasyon (EMR), madde ile karşılaştığında, dalga olmaktan çok bir enerji kümesi gibi davranır. Bu enerji kümelerine "kuantum" ya da “foton” denir. Bu tipteki EMR'ler, X ve gamma ışınlarıdır. Bu ışınlar hücrelerdeki molekülleri bir arada tutan atomik bağları kırarak atomları ya da molekül parçalarını pozitif ya da negatif yüklü duruma getirebilecek yeterli enerjiye sahiptirler. Enerjileri çok yükselen bu ışınlar moleküllere çarptığında onları iyonlaştırarak, molekül yapısını, yani yaşamsal işlevlerini bozar ve böylece olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırır. Yapılan çalışmalarda X ve gamma ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu artmıştır. Bu nedenle bu ışınlar "iyonlaştırıcı elektromanyetik radyasyon" olarak tanımlanır. Bir diğer EMR grubu ise, noniyonize radyasyon, yani iyonlaştırmayan EMR grubudur. Noniyonize radyasyon (NIR) atomik bağları kırmak için yeterli enerjiye sahip olmayan fotonları içeren elektromanyetik parçalar için genel bir terimdir. Bu gruba giren dalgalar, az enerjiden yüksek enerjiye doğru, radyo dalgaları, mikro dalgalar, infrared radyasyon, görünür ışınlar, laser ışınları, ultraviyole ışınları olmak üzere sıralanırlar. Yüksek yoğunluktaki NIR biyolojik sistemde iyonizasyona neden olmayabilir. Bununla birlikte başka biyolojik etkileri görülebilir. Örneğin ısınmaya, kimyasal reaksiyonlarda değişmeye ya da hücreler ve dokularda elektrik akımının indüklenmesine neden olabilirler. Farklı frekanslardaki EMD hücre, bitki, hayvan ya da insanlar gibi farklı biyolojik sistemleri değişik biçimlerde etkilerler. Biyolojik sistemlerdeki etkileriEMD’nin yoğunluğuna, biraz da fotonların sahip oldukları enerji miktarına bağlıdır. Elektromanyetik Radyasyonun Biyolojik Etkileri Biyolojik etki ile yan etki arasındaki farkı anlamak önemlidir. Biyolojik etki, sistemde EMD'yemaruziyet sonucunda ölçülebilir ya da dikkate değer fiziksel değişiklikler olduğunda ortaya çıkar. Yan etki ise biyolojik etkinin vücuduntolere etme sınırlarının dışına çıktığında oluşur ve sonuçta zararlı etkilere yol açar. Bugün üzerinde çalışılan konulardan biri de radyodalgalarının ve cep telefonlarının kullanım frekanslarının yükseltilmesi ve mikro dalga özelliği göstermesidir. Halkın bu tipteki dalgalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması kuşkular oluşturmuştur. Ülkemizde, cep telefonu pazarlayan şirket ve kurulan baz istasyonu sayısındaki artış ve bunların düzensiz olarak her yere konuşlandırılması, denetimsizlik, bu tedirginliği giderek artırmaktadır. Diğer yandan, alternatif akımla çalışan bütün cihazların çevresinde ya da üzerinden alternatif akım geçen yüksek gerilim hatlarının çevresinde bir elektromanyetik alan oluşur. Yapılan çalışmalarda, EM alanla karşılaşan deney hayvanlarında çeşitli olumsuz etkiler belirlenmiştir. Ayrıca EM alan bulunan yerlerde çalışanlarda, depresyon, lösemi, santral sinir sistemi kanserleri, melanom ve akciğer kanseri gibi bazı hastalıklar ile ilişkinin belirlenmesi için çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu amaçla yapılan bir çok deneyde, yinelenebilirlik konusunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. EM frekans ile hücre biyolojisi arasındaki ilişki konusundaki bilgimiz çok sınırlıdır. Bütün doğru etmenlerin kontrol edilip edilmediği konusunda kesin bir yargıya varmak zordur.


İşlevlerini denetleyen cihazlarda yaratabileceği etkileşim nedeniyle kesinlikle yasaklanmalıdır. Cep telefonlarının toplu taşıma araçlarında, elektronik haberleşme yapan sistemleri, olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle, kazaların önlenmesi amacıyla, cep telefonlarının bu tür araçlarda kesinlikle kapalı tutulması gerekir. Bu konudaki uyarıların, görsel olarak ve araçlarda anonslar yapılarak, halkın uyarılması ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Güvenlik Standartları EM radyasyon kirliliği daha çok gelişmiş
bölge ve ülkelerin ciddi bir sorunudur. BM İnsan Çevre Koruma Konferansı elektromanyetik dalga radyasyonunu "kontrol altına alınması gereken" bir kirlilik olarak belirlemiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası EMF Projesi, statik elektrik, manyetik alanlar, düşük frekanslı alanlar, mikrodalga alanları, radyo frekansı konusunda, beliren sağlıkla ilgili endişeleri dile getirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve bazı kuruluşlar ile kimi ülkeler güvenlikli radyo frekansı radyasyonu üzerinde çalışmalar yapmakta ve öneriler geliştirmektedir. Maruz kalınan EMF'nin insan sağlığına olumsuz etki yapıp yapmadığını ve insan yapımı EM alan oluşturan araçların kullanımının güvenli olup almadığını belirleyebilmek için uluslararası çeşitli kılavuzlar
ve standartlar geliştirilmiştir. Bu standartlar, bu yenilenebiliretkileri araştıran çeşitli araştırmacı gruplarının bulguları kullanılarak geliştirilmiştir. 

Amerikan Ordusu Radar İstasyonlarında
10
-2
W/cm
2 lik bir değere uzun süre maruz kalmadan sonra herhangi bir yan etki kaydedilmemiştir.

Nato da güvenlik sınırı olarak
-5x10
-4
W/cm
2 değerini kabul etmiştir.

Sovyetlerde maksimum izin verilen miktar
10
-5
/cm
2 dir.

Dünya Sağlık Örgütü noniyonize radyasyondan korunması alanında çalışan bir sivil toplum örgütü olarak Uluslararası Non-iyonize Radyasyondan Korunma Komisyonunu (ICNIRP) resmi olarak tanımıştır. ICNIRP ultraviole radyasyon, görünür ışık, kızılötesi radyasyon, radyo dalgaları ve mikro dalgalarını da içine alan tüm elektromanyetik alanlardan etkilenme limitlerini belirleyen uluslararası bir kılavuz hazırlamıştır. Her ne kadar farklı frekanslarda ve etkilenme düzeylerinde çeşitli biyolojiketkileri gözlenmiş olsa da, elektromanyetik dalgaların tehlikeli mi yoksa güvenilir mi olduğu konusunda ki çelişki sürmektedir.

Elekromanyetik dalgaların etkileri virüsler, bitkiler, domuzlar, böcekler, kuşlar ve kurbağalarda kas-sinir preparatları üzerinde
incelenmiştir. Bu değişik deney hayvanlarından elde edilen bulgular kısa dalgalar ile mikrodalgalar arasındaki frekansa sahip olan elekromanyetik dalgaların biyolojik etkilerinin etki alanı ile doğru orantılı, dalga uzunluğu ile ters orantılı olduğunu göstermiştir. Elektromanyetik radyasyonların (radyo frekansları, mikro dalgalar, infrared, görünür ve UV ışınları) ve bu ışınları kullanan ya da yayınlayan cihazların çevreye yaydığı EM alanının, biyolojik sistemler ve insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri, yapılan çok sayıda deneysel çalışmayla kanıtlamaya çalışılmaktadır. Cep telefonları ve baz istasyonları gibi EM radyasyon ve EM alan oluşturan cihazların etkilerinin toplum sağlığı açısından çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini; bu olumsuzlukların ortaya konmasının uzun yıllar alabileceğini, bu nedenle, bugünden önlem alınarak ileride ortaya çıkması olası zararların engellenebileceğini değerlendirmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Ceptelefonubaz istasyonları, oluşturduğu sağlık riskleri dolayısıyla, okul bahçeleri,kreşler, hastaneler, parklar gibi çocukların, hastaların ve yaşlıların daha çok bulunduğu toplu yaşam ve kullanım alanlarına kesinlikle kurulmamalıdır. İnsanların toplu yaşadığı bina tepelerine baz istasyonlarının kurulması işlemi, kat sahiplerinin kararına bırakılmamalıdır. Özellikle EM radyasyon ve EM alana maruz kalan çalışanlarda, ortaya çıkacak
olumsuzlukların saptanabilmesi için işyeri hekimleri tarafından periyodik incelemelerin ve çalışma çevresi ölçümlerinin yapılması
gerekmektedir. Belki de EM radyasyona ve EM alana en fazla maruz kalan meslek gruplarından birisi hekim grubudur. Uzun süre kısa dalga cihazları ile temas halinde bulunan fizik tedavi çalışanları, genel keyifsizlik, halsizlik, apati, anksiyete ve baş ağrılarından yakınmaktadırlar. Bu nedenle sağlık çalışanlarının da bu maruziyetler konusunda hızla bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hatta sağlık çalışanlarının çalışma alanlarındaki sağlık risklerinin belirlenmesi için hastanelerde "işyeri hekimliği kurumu" en kısa sürede oluşturulmalıdır. Hastanelerde, ameliyathane ve yoğun bakım birimleri gibi yaşamsal önem taşıyan elektronik cihazların bulunduğu yerlerde cep telefonlarının kullanılması, hastanın yaşamsal

Kaynaklar 1- http:// www.who.int/inffs/fact182.html (Erişim Tarihi; 2 Nisan 2002) 2- http://www.cnn.com/HEALTH/(Erişim Tarihi; 2 Nisan 2002). 3- http:// www.geocities.com/kbachhuber2000/ems.html (Erişim Tarihi; 2Nisan 2002). 4- http:// www.renyuan.com/battery_renquingfu/(Erişim Tarihi; 2 Nisan 2002). 5- Gök Ş., Soysal Z., Elektrik Akımlarının Canlı Organizmada Meydana Getirdiği Lezyonlar 1983, İstanbul, S:130

ELEKTROMANYETİK ALANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

EM=ElektroManyetik
EA=Elektrik Alan
MA=Manyetik Alan

http://ahmetozen.freeservers.com/sontez.htm

Şu an müşteri yorumu bulunmamakta.

Bir Yorum Yaz

Hamile Koruyucu Giyim

Hamile Koruyucu Giyim

Elektromanyetik dalgalar ve teknolojinin zararlı etkilerinden koruyan hamile iç giyim.

hamile koruyucu

sıvı geçirmeyen alez yatak örtüsü, nefes alan alez yatak örtüsü, terletmeyen alez yatak örtüsü

Bir Yorum Yaz

Bu kategorideki diğer ürünler

klimali-t-shirt

klimalı kot pantolon

üşütmeyen denim

motorcu pantolonu-yırtılmayan kot